Kaderin Cilvesi öyle değil böyle olur

7/8/2009 · Kategori: Hayata Dair

İnsan hayatı gerçekten ilginç iniş çıkışlarla ve gizemlerle dolu.

Yaşanan hadiselere kader perspektifinden bakıldığında seyrine doyum olmuyor.

Yaşanan her olayda İlahi Senfoni’nin muhteşem ritmi hissediliyor. Hiçbir şeyin tesadüf olmadığı ayan beyan ortaya çıkıyor. Bir El’in herşeyi evirip çevirdiği rahatlıkla gözlemlenebiliyor.

Ne demek istediğimi aşağıda hoş bir örnekle anlatacağım. Önce bir habere dikkatinizi çekmek isterim.

Hürriyet gazetesi, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği 52 sanıklı üçüncü Ergenekon İddianamesi’ni dün okuyucularına duyururken, “Kaderin cilvesi” manşeti atmış.

Haberin spotunda da, “Mehmet Ali Şahin dün Meclis Başkanı seçildi. Şahin’in eşi Saniye Şahin’in böbrek nakli ameliyatını yöneten Prof. Dr. Mehmet Haberal ise 3. Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesi ile iki kez ağırlaştırılmış müebbetten yargılanmaya başlandı” ifadelerine yer verilmiş. (Sanki, bari bu ameliyatın hatırına Prof. Haberal’a merhamet eden der gibi...)

Kısacası, ‘Kaderin cilvesi’ gibi gizem yansıtan bir ifade için çok zorlama bir örnek bu...

 Cumhuriyet tarihinin en büyük iddianamesinin mahkemece kabulünün bu şekilde zorlama bir manşetle yansıtılmasının nedenlerini burada tartışmayacağım.

Kaldi ki bu önemli davanın bu tür magazin başlıkla sunulduğu gün (yani dün) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarihi bir karar daha aldı ve emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da aralarında bulunduğu 56 sanıklı ikinci ''Ergenekon'' davası ile 52 sanıklı üçüncü ''Ergenekon'' davalarını birleştirdi.

Sözün özü, Hürriyet gazetesinin Ergenekon davasına yaklaşım biçiminden çok daha ciddi tarihsel bir süreçten geçiyor ülke. Bunu görmezden gelmek ya da magazinleştirerek davanın ağırlığını hafifletmek şu safhadan sonra asla mümkün değildir.

Şimdi gelelim, Sayın Mehmet Ali Şahin’in Meclis Başkanı seçilmesinden yola çıkarak “kaderin cilvesi” olarak nitelendirebileceğimiz çok daha çarpıcı olaya.

Galiptir bu yolda mağlup...

Google’da zaman zaman ismimi aratırım. Bundan amaç, yazılarımın internet ortamındaki yansımalarını ve yazılarda verilmek istenen mesajın yazılarımı alıntılayan farklı sitelerin okuyucuları tarafından nasıl algılandığını kontrol etmektir.

Geçtiğimiz günlerde bu tür aramalardan birinde Ege’nin en güçlü yerel basını olan Yeni Asır gazetesinde bir köşe yazısında adımın geçtiğini gördüm. Yazıyı okuduğumda, yeni Meclis Başkanımız Sayın Mehmet Ali Şahin’in,  Adalet Bakanı iken makamında kabul ederek sohbet ettiği bir grup gazeteciye kendi kader çizgisi ile ilgili anlattığı bazı hatıralarına denk geldim. Yazıyı kaleme alan köşe yazarı da Bakan Şahin’i o gün makamında ziyaret eden gazetecilerdenmiş. Dinlediklerini aktarmış.

Yazarın köşesinde aktardığı bilgiler arasında, “Şu an profesör olan Osman Özsoy, birgün Adalet Bakanı olacağımı bana bir mektupla 13 sene evvel yazıp vermişti” diyor.

Meclis Başkanımız Sayın Mehmet Ali Şahin mektup olayını basınla paylaşmamış olsaydı, kendisinin izni olmadan konuya burada asla giremezdim. Madem bu hoş olay basına aksetmiş, geçen hafta kariyer planlaması konusunda yazdığım iki yazıya farklı bir açıdan örnek oluşturması için, gerek Sayın Şahin’in Meclis başkanı seçilmesinden yola çıkarak, gerekse de Hürriyet gazetesinin çok sıradan bir olayı “kaderin cilvesi” gibi yansıtmasını vesile kılarak bahsi geçen mektup olayını biraz açmak isterim.

Tam tarihi hatırlıyorum da haftanın hangi günüydü hatırlamıyorum.

4 Mayıs 1994.

O günlerde Fatih’te özel bir okulda yöneticiyim.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 27 Mart 1994 Yerel Seçimlerinde İstanbul’un Fatih ilçesinde belediye başkanı seçilen Sayın Mehmet Ali Şahin o gün okulumuzu ziyaret etti. Aynı zamanda velimiz olan çiçeği burnunda başkan  o gün okulumuzda birkaç saat kaldı. Hoş sohbetlerimiz oldu.

Akşam eve geldiğimde anahaber bültenlerini izlerken, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul'da Fatih, Yalova ve Beykoz belediye başkanlığı seçimlerini iptal ettiğini ve bu ilçelerde seçimlerin 10 Temmuzda yenilenmesine karar verdiğini öğrendim. Mehmet Ali Şahin Bey adına üzüldüm.

Potansiyelinin büyüklüğüne ve hizmet aşkı ile dolu olduğuna inandığım gelecek vaat eden bu siyasetçi beyefendinin ‘anlık moral bozuklukları’ ile sarsılmasını da istemiyordum. O tarihte bilgisayarım yoktu. Aynı akşam oturdum, elle 4-5 sayfalık bir mektup kaleme aldım ve sabah oğluna (şimdilerde babası gibi o da avukat olan oğlu Cem Şahin’e) vererek babasına hemen götürmesini istedim. Mehmet Ali Şahin Bey’in Adalet Bakanı iken makamında kabul ettiği gazetecilere sözünü ettiği mektup işte buydu.

İşte o mektuptan satırlar...

Ayrıntısına çok yer vermek istememekle birlikte mektupta üzerine durduğum bazı noktalar şunlardı.

“Bizler sadece hayrın değil, şerrin de Allah’tan olduğuna iman etmiş insanlarız. Bu nedenle iptal edilen bu seçimler görünüşte şer gibi olsa da bazı hayırlara vesile de olabilir.

Birkaç ay önceki yerel seçimlerde Türkiye’nin önemli belediyelerini Refah Partisi’ne kaptıran partiler Fatih’i almak için size karşı ittifak yapacaklardır. Tahminim, hatta temennim o ki, 10 Temmuzda yenilenecek seçimleri kaybedeceksiniz. Kaldı ki, göreceksiniz, kaybetmeniz sizin açınızdan kazanmanızdan daha hayırlı olacaktır.

Her ne kadar seçim Beykoz ve Yalova’da da yenilenecek olsa da, onlar İstanbul’un kenar semtleridir. Medyanın ilgisini çekmez. Tüm gözler Fatih’te olacaktır. 2 ay önce yapılan yerel seçimlerde Türkiye’nin neresinde kimin nereye belediye başkanı seçildiğini şimdilerde kimse hatırlamıyor bile...

Ama önümüzdeki 2 ay boyunca gözler Fatih’te olacağından, Mehmet Ali Şahin ismini tüm Türkiye ezberleyecektir. Bu imaj sizi seçimi kaybetseniz bile ülke genelinde tanınmış siyasi bir aktör haline getirecektir.

Evet, seçimi kaybedeceksiniz. Ama ondan sonra tanınmış bir siyasi figür olarak hızla yükseleceksiniz. Önümüzdeki genel seçimlerin en güçlü favorisinin Refah Partisi olduğunda kuşku yoktur. 10 Temmuzda yenilenecek seçimde belediye başkanı seçilemediğinizde partiniz sizi büyük olasılıkla partinizin İstanbul İl Başkanlığı’na getirecektir. Bu görev sizi aynı zamanda, bir yıl sonra yapılacak genel seçimlerde İstanbul’dan seçilebileceğiniz bir yerden milletvekili adaylığını garantilemeniz demektir. Partinizin iktidara gelmesi durumunda da önümüzdeki yıllarda Adalet Bakanlığınız da garanti gibidir. Bugünlere takılarak yarınlar için moralinizi bozmayınız. Yarınlarınızın daha aydınlık olduğunda asla kuşku yoktur.”

Mektupta daha fazla ayrıntılar var ama, Sayın Şahin’in o gün gazetecilerle daha başka neleri paylaştığını bilmediğimden konuyu uzatmak istemiyorum. 7-8 kişide daha altı imzalı bu tür siyasi öngörü mektuplarım imzalı olarak bulunmaktadır. Çok şükür şimdiye kadar falso olmadı. Onlar paylaşmazlarsa ben paylaşamam.

Bu tür öngörüler çok zor şeyler değildir. Sıradışı bir kabiliyet gerektirmez. Kariyer planlaması konusunda geçtiğimiz hafta yazdığımız iki yazıda da üzerinde durduğumuz gibi, önemli olan kişisel özellikleri ve nitelikleri derinlemesine analiz edebilmek, bunları ülke ve dünyanın gidişatına uygun yol haritası ile örtüştürerek tarihin akışı içinde bir yere oturtabilmektir. Daha ekstrem özellikleri olan insanlar içinse bu durum, kendisini tarihin akışına bırakmak değil, akışın yönünü değiştirmektir.

‘Kaderin cilvesi’ Sayın Mehmet Ali Şahin örneğinde, ‘galiptir bu yolda mağlup’ şeklinde tecelli etmiştir. Küllerinden doğan, hiçbir zaman hırs emaresi göstermeden herkesin kabul ettiği ve saygı duyduğu bir kişilikle, oturduğu koltuğa fazlasıyla yakışan bir değerli isim var şimdi Meclis Başkanlığı makamında.

Dün bir ilçenin belediye başkanlığını elinden almak için tüm partilerin karşısında ittifak kurduğu Sayın Mehmet Ali Şahin, o günkü siyasi aktörlerin çoktan silinip gittiği ülke konjonktüründe bugün artık devletin 2 numaralı koltuğunun emanetçisi olmuştur. 

Kaderin hakiki cilvesi bu değildir de, nedir?

Kariyer planlaması ciddi bir iştir.  Önemli olan nereye, hangi rota ve hangi hazırlıkla gidilmesi gerektiğini bilmektir. Gerisi sadece yolculuktur.

Prof. Dr. Osman ÖZSOY � Haber7
yazaramesaj@gmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »